
Kolektif House Moda, tarihi bir yapının özgün karakterini ve bulunduğu konumun güçlü manzara potansiyelini çalışma ve etkinlik programlarıyla bir araya getiren iki fazlı bir proje olarak ele alınır. İlk faz, tarihi yapının yeniden işlevlendirilmesine odaklanırken; ikinci fazda projeye eklenen yeni yapı, mevcut kullanımları destekleyen ve alanın kapasitesini artıran tamamlayıcı bir katman oluşturur. Böylece proje, geçmişten gelen mimari kimlik ile güncel kullanım ihtiyaçlarını tek bir bütün içinde buluşturur.
Programın merkezinde coworking ve etkinlik işlevleri yer alır. Farklı çalışma biçimlerine cevap veren ortak çalışma alanları ile çeşitli ölçeklerdeki etkinlik mekânları, yapının gün boyunca farklı kullanıcı grupları tarafından aktif biçimde kullanılmasını sağlar. Projeye entegre edilen kafe ise yalnızca bir yeme-içme alanı olarak değil, coworking ve etkinlik kullanımlarını destekleyen, kullanıcılar arasındaki etkileşimi artıran ve yapının gündelik yaşamını besleyen önemli bir ortak alan olarak çalışır.
Yapının farklı kotlara ve yönlere açılan çok sayıdaki terası, projenin mekânsal karakterini belirleyen temel unsurlardan biridir. Deniz ve çevre manzarasına açılan bu açık alanlar, iç mekânla dış mekân arasında güçlü bir süreklilik kurarken çalışma, sosyalleşme ve etkinlik senaryolarını yapının sınırlarının dışına taşır. Tarihi yapı, yeni yapı, teraslar ve kafe birlikte çalışarak Moda'nın kentsel ve doğal çevresiyle sürekli ilişki kuran; çalışma ile sosyal yaşamı aynı yapı içinde bir araya getiren çok katmanlı bir kullanım modeli oluşturur.